Karanlık
sabahlarına ışık vurmayan evlerin
Buz kesmiş zemininden uyuşan bacaklarınıza yayılan sıcaklıktır
Küf, ter ve yoğun deterjan buharıyla yanan genzinizi temizleyen
Sıcak, kahverengi gözlü ve upuzun saçlı
Bir güzelin mis kokusu gibi yayılır içinize
Bütün kötü kokular çekilir
Huysuzluklar ve mutsuzluklar alıp başını gider
Mutluluk girer içeri sabahın seherinde
Güçsüz kollar pasını çözer ilk lokmasını koparırken
Ve işe gidenin ardından özlemenin gölgesi düşer
Akşama baban gelecek telaşıdır birazda
Gazete kağıdının arasında göğsünüzü ısıttığı kadar kabartır da
Ve onu çocuklarınızın önüne koyduğunuz kadar erkekleştirir sizi
Kocaya sokulmanın vesilesidir biraz da nemli yorganın altında
En büyük yemindir çarpması ruhumuzu
Yere düşürmeyiz, öper başımıza koyarız
Ve en büyük değerdir onun parası için harcarız emeği
Doğru yolu gösterir rotası eve götürmenin
Namustur, haysiyet ve şereftir
Yüzlerce kilometreden burnunuzda tüten “sallamanın” yanık kokusudur
Bir barak türküsü gibi
Özlemin, kavuşmanın nemli gözleridir
Yoğurda ve tereyağına ruhunu veren
Babanın mirası, annenin emeği, çocuğun hatırasıdır
Ve bir köyün en önemli macerasıdır ekmek
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder